Çocukla Güvenli Bağlanma İlişkisini Güçlendirmek İçin Yapılabilecekler / Kolay Bir Yol: PACE Metodu

Bağlanma kuramı, çocuğun bilişsel, duygusal ve davranışsal gelişiminde ebeveyn-çocuk ilişkisinin etkisini açıklama bakımından son yıllarda en yaygın kabul gören kuramlardan birisi olmuştur. İlk olarak John Bowlby (1973, 1980) tarafından geliştirilen bu kurama göre bağlanma kavramı çocuk ile bakım veren kişi arasında kurulan, duygusal olarak olumlu, yardım edici ve süreklilik gösteren bir ilişkinin varlığını ifade eder. Anneye veya rahatlatıcı başka bir figüre bağlanmak çocuğun yaşamını sürdürmesinde önemli bir işleve sahiptir ve çocukluk ile sınırlı değildir. Bir başka ifadeyle, bebeklik döneminden başlayarak gelişen duygu, düşünce ve davranış örüntüleri yaşam boyu devam eden bir özelliğe sahiptir… (devamı için tıklayınız)

Travmadan Dönüşüme: Travmanın Bilişsel Davranışsal Terapisi / Klinik Psikolog Özcan Elçi

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), tanı kategorilerine 1980 yılında hazırlanan DSM-III’te girmiş ve o zamandan beri bir çok farklı terapi yöntemi ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Yapılan çalışmalarda bilişsel-davranışsal terapi, EMDR (göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işlemleme) ve ilaç tedavisinin etkili olduğu gözlemlenmiştir. Bilişsel davranışçı yaklaşımlar, duygu değişimini otonomik, davranışsal ve bilişsel sistemlerde değişimlerde bulunarak sağlar. Bunun için davranışsal teknikler, bilişsel terapi teknikleri ile birlikte kullanılır… (devamı için tıklayınız)

Ya Bunlar hep Beni mi Bulur?/ Dr. Ali Can Gök

“Ya bunlar hep mi beni bulur.” Hayatımız boyunca bu cümleyi kendimize kaç defa söylemişizdir. Belki bir ayrılıktan sonra, belki de arkadaşlarımızla yaşadığımız bir hayal kırıklığından sonra… Samuel Beckett’in dediği gibi “hep denedin, hep yenildin. Olsun… Yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil.” şiarını mı edineceğiz yoksa bir noktada buna dur mu diyeceğiz. Kaç defa yenilmemiz gerekecek, kaç muharebeden mağlup ayrılacağız. Bazen de bile bile lades deriz. Bazen umut ederiz bu sefer aynı olmayacak diye. Ama gel gör ki kendimizi aynı çemberin içinde buluveririz. (devamı için tıklayınız)